Maltepe’de bir escort hizmeti veren bir kadın, sabah 9’da kalkar. Kafeine girmeden önce, aynaya bakar. Gözlerindeki yorgunluğu gizlemek için biraz krem sürer. Bu, sadece bir kozmetik rutini değil. Bu, her gün başlamadan önce yaptığı bir savaş. Çünkü Maltepe’de escort olmak, bir meslek olarak değil, bir yaşam tarzı olarak görülür. Ve bu yaşam, sosyal medyada görülen o pürüzsüz fotoğraflarla hiçbir ortak noktası yoktur.
Kimler Maltepe’de Escort Olur?
Maltepe’de escort olan kadınların çoğu, 22 ile 35 yaş arasında. Bir kısmı üniversite öğrencileri, bir kısmı boşanmış anneler, bir kısmı ise dışarıdan gelen göçmenler. Hepsi farklı hikâyelere sahip, ama ortak bir noktaları var: ekonomik zorluk. 2024’te İstanbul’da kira artışları %42’ye ulaştı. Maltepe’de bir daire kirası, ortalama 8.500 TL. Bir escortin günlük geliri 300-700 TL arasında değişiyor. Bu, bir ayda 9.000-21.000 TL gelir demek. Bu miktar, bir memurun maaşından fazla olabilir. Ama bu gelir, sabah 8’de başlayıp gece 3’e kadar sürebilir. Ve her seferinde, bir kişinin duygusal ve fiziksel sınırlarını aşmak gerekir.
Çoğu kadın, ailesine “alışverişe gidiyorum” diyor. Kimisi “ofiste çalışıyorum” diyor. Kimisi ise, “kendime zaman ayırdığımı” söylüyor. Gerçekten, bir escortin hayatı, gizli bir yaşam. Sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar, bir tiyatro oyunu. Gerçek hayat, bir kafein koltuğunda, telefonla bir randevu alırken, bir otobüs duraklarında beklerken, bir apartmanın asansöründe, gülümsemek zorunda kaldığı anlar.
İşin Gerçek Yüzü: Randevular ve Riskler
Maltepe’de escort olmak, bir randevu sistemiyle çalışır. Çoğu kadın, Instagram veya WhatsApp üzerinden müşterileriyle iletişime geçer. Bir müşteri, bir fotoğraf gönderir, bir mesaj yazar: “Bugün boş musun?” Cevap, genellikle kısa ve net olur: “Evet, 1 saat 500 TL.”
Bu süreçte, hiçbir sözleşmeden, hiçbir sigortadan, hiçbir hukuki korumadan bahsedilmez. Eğer bir müşteri sizi darp ederse? Eğer biri sizi kamera ile kaydederse? Eğer biri sizi tehdit ederse? Bu durumlarda, polise başvurmak, çoğu zaman daha fazla zarara yol açar. Çünkü escortlik, Türkiye’de yasal değildir. Ve bu, sadece bir yasal durum değil, bir toplumsal durum. Toplum, bir kadının bedenini satın almayı kabul eder, ama onu bir insan olarak görmeyi reddeder.
Bazı kadınlar, bir randevudan sonra, bir klozetin içine girip ağlar. Kimisi, bir çay içip, telefonuna bakar: “Yarın 3 randevum var.” Kimisi ise, bir arkadaşına mesaj atar: “Bugün çok zor oldu.” Ama bu mesajlar, genellikle sadece biriyle paylaşılır. Çünkü kimse anlamaz. Kimse sormaz. Kimse “Neden?” diye sormaz.
Maltepe’deki Günlük Gerçekler
Maltepe, İstanbul’un bir semti. Bir yandan, yeni inşa edilen alışveriş merkezleri ve lüks apartmanlar var. Diğer yandan, küçük dairelerde yaşayan, her ay kirasını ödeyemeyen kadınlar var. Escort olmak, bu ikiliğin tam ortasında yer alır.
Bir kadın, sabah 10’da Maltepe’daki bir alışveriş merkezinde alışveriş yapar. Kıyafetleri, markalı. Saatleri, pahalı. Ama bu kıyafetlerin hepsi, bir randevudan sonra giyilir. Saat, bir müşteriye verilen para ile alınır. Bir kafein, bir restoran, bir alışveriş merkezi… Bunların hepsi, birer “gösteri” alanlarıdır. Çünkü burada, bir kadın, kendisini “normal” göstermek zorundadır. Çünkü normal olmak, güvenli olmak demektir.
Her gün, bir kadın, farklı bir isimle tanışır. Kimi “Seda”, kimi “Ayşe”, kimi “Nur”. Ama gerçek ismi, sadece biri bilir. Belki bir annesi. Belki bir kız arkadaşı. Belki hiç kimse.
Çıkış Yolları: Sonunda Ne Olur?
Çoğu kadın, escortlikten çıkarken, hiçbir planı olmaz. Çünkü plan yapmak, umut demektir. Ve umut, bu işte en tehlikeli şeydir.
Bazı kadınlar, bir gün, bir müşteriye “Artık yapamıyorum” der. Kimisi, bir hastalıktan dolayı. Kimisi, bir travmadan dolayı. Kimisi, bir çocuğunun okuluna gitmek için. Ama çıkış, kolay değildir. Çünkü bu iş, sadece bir gelir kaynağı değil, bir kimlik de olur. Bir kadın, “escort” olarak tanındıktan sonra, bir daha “normal” bir işe giremez. İşverenler, geçmişini araştırır. Sosyal çevresi, onu dışlar. Aileleri, onu reddeder.
Bazı kadınlar, bir kredi kartı alır, bir küçük bir kafe açar. Kimisi, bir online satış yapmaya başlar. Kimisi ise, bir sosyal medya hesabı açar ve “yaşam hikayesi” paylaşır. Ama bu hikayeler, genellikle, bir sonraki randevuya kadar geçerli olur.
Kimse Sormaz, Ama Hepimiz Biliriz
Maltepe’de, her gün yüzlerce kadın, bu yaşamı sürer. Kimisi, bir kaza sonucu. Kimisi, bir borçtan. Kimisi, bir erkekten. Kimisi, bir çocuktan. Kimisi, bir aileden. Kimisi, bir umuttan.
Bu kadınlar, sokağa çıkmaz. Bir kafein, bir park, bir alışveriş merkezi… Bunlar, onların “gösteri” alanlarıdır. Gerçek hayat, bir odanın içinde, bir telefonun ekranında, bir karanlıkta geçer.
Kimse sormaz: “Bugün nasılsın?” Kimse sormaz: “Neden bu işi seçtin?” Kimse sormaz: “Seninle ne zaman görüşebilirim?”
Ama hepimiz biliriz. Çünkü Maltepe’de, her sokakta, her apartmanda, her kafede, bu kadınlar var. Ve onlar, sadece bir hizmet değil, bir insan. Bir kadın. Bir annesi. Bir kızı. Bir ablası. Bir dostu.
Onların hikayeleri, sosyal medyada değil, sessizlikte saklı. Ve bu sessizlik, en güçlü bir ses olabilir.
Kasım 18, 2025 AT 16:04 ÖS
Bu yazıyı okuduktan sonra bir türlü uyuyamadım. Gerçekten, bu kadınların her sabah aynaya baktığında ne hissettiklerini düşünmek zor. Sadece bir meslek değil, bir hayatta kalma stratejisi. Kimse sormuyor ama hepimiz biliyoruz ki arka planda bir çaba var. Bu çaba, toplumun gözünden saklanan bir fedakarlık.
Bu kadınlar, bir kafein koltuğunda bile kendilerini korumak zorunda kalıyor. Bir kıyafet, bir saat, bir kahve… Hepsi bir maske. Ve bu maske, onlara güven veriyor. Çünkü normal görünmek, tehlikeden kaçmak demek.
Benim annem de bir zamanlar bir işten kovuldu, çünkü eski işvereni onun geçmişini öğrendi. O da ‘escort’ değildi ama bir hata, bir yalan, bir geçmiş… Hepsi aynı zorluk. Bu yazıyı okuyan herkes, bir kadının arkasında ne kadar çok şey olduğunu düşünmeli.
Toplum, bedenini satın alır ama ruhunu görmez. Bu, bir suç. Bir toplumsal suç. Ve bu suçun, bir gün hesabını vereceğimiz yer var.
Kimse sormuyor ama ben soruyorum: Bu kadınlar, bir gün kendi hikayelerini kendi dilleriyle anlatmak ister mi? Yoksa sessizlik, onların tek kurtuluşu mu?
Bu yazı, bir rapor değil, bir çığır. Ve ben, bu çığırın duyulmasını istiyorum.
Kasım 19, 2025 AT 03:31 ÖÖ
Maltepe’de escort olmak… Aaa, tabii ki, herkes ‘iş’ diyor, ama ne işi?! Bu kadınlar, bir kafein kahvesi içip, bir de ‘kendine zaman ayırdım’ diyorlar… Aa, tamam, ama ne zaman ‘kendine zaman ayırdın’ dediğinde, bir erkeğin evinde 500 TL karşılığında…?!!
Yani… bir kadın, 22 yaşında, üniversite öğrencisi, kirası 8.500 TL, bir de ‘normal’ görünmek zorunda… Ama bu ‘normal’lik, bir kıyafet mi? Bir saat mi? Yoksa bir korku mu?!
Ve sonra… ‘kimse sormaz’ diyorsunuz?! Tabii ki sormaz! Çünkü kimse, bu kadını ‘insan’ olarak değil, bir ‘hizmet’ olarak görüyor! Ama siz… sizin de aklınızda bir şey var, değil mi?!
Kasım 19, 2025 AT 22:02 ÖS
Bu kadınlar, her sabah kalkıp aynaya bakıyor ve yorgunluğu gizliyor. O yorgunluk, bir gece boyu geçen bir şey değil. O, yılların, gizli ağlarken geçen saatlerin, ‘normal’ görünmek için harcadığı enerjinin birikimi.
Benim kuzenim de bir zamanlar böyleydi. Bir gün ‘kendimi buldum’ dedi. Bir kafe açtı. Şimdi her sabah kahve kokusuyla uyanıyor. Kimse onun geçmişini sormuyor. Çünkü o, artık ‘Seda’ değil, ‘Seda Kafe’ sahibi.
Bir çıkış var. Ama o, sadece bir kredi kartı değil. Bir karar. Bir umut. Bir ‘artık yeter’ demek.
Bu kadınlar, bir hizmet değil, bir kahraman. Ve onlar, sessiz kahramanlar.
Kasım 21, 2025 AT 07:18 ÖÖ
Yaa ben bu yazıyı okudum da kafam karıştı. 8500 lira kira mı? 700 lira bir randevu mu? O zaman neden işe gitmiyorlar? Neden kafede çalışmıyorlar? Neden tiktok yapmıyorlar? 😅
Yoksa… bu iş, daha kolay mı? Daha fazla para mı? Ama yine de… her gün biriyle içeri girip, gülümsemek… Yani… benim gibi biri için bu, 1000 kat zor olurdu.
Herkes ‘kimse sormaz’ diyo. Ama ben soruyorum: Neden biri sormuyor? Neden biri onlara ‘bugün nasılsın’ demiyor? 😔
Ben bir kere bir kız arkadaşıma ‘neden bu işi yaptın?’ dedim. Cevap: ‘çünkü öyle bir şey yoktu ki, beni kurtaracak.’
Yoksa… biz mi korkuyoruz? Yoksa onlar mı?
Kasım 22, 2025 AT 21:39 ÖS
Bu yazı, bir dert değil, bir ayna. 🫂
Her şeyi bilmiyoruz ama hissediyoruz. Her sabah kalkan bir kadın, aynada yorgunluğu gizliyor. O, sadece bir escort değil. Bir kız, bir anne, bir abla. Belki bir gün, bir çocuk, ona ‘anne, sen neden bu kadar güzel giyiniyorsun?’ diye soracak. Ve o, gülümseyip ‘çünkü senin için’ diyecektir.
Ben, bu kadınlarla bir kahve içmek isterdim. Sadece kahve. Hiçbir şey sormadan. Sadece dinlemek.
Çünkü bazen, en güçlü destek, ‘seni anlamıyorum ama buradayım’ demek.
İyi ki bu yazı var. İyi ki okuyanlar var. 🙏
Kasım 23, 2025 AT 02:10 ÖÖ
Bu kadınlar gerçekten mi korkuyor yoksa sadece toplumun korkusunu yansıtmıyorlar? Kimse sormuyor ama hepimiz biliyoruz diyoruz… ama neden hiçbir şey yapmıyoruz?
Yani… bu kadınlar, bir kafein koltuğunda oturuyor, bir kahve içiyor, bir telefonla randevu alıyor… ama neden toplum onları bir insan olarak görmüyor?
Benim düşüncem… bu kadınlar, sadece ekonomik zorluktan değil, toplumun gözünde ‘kötü’ olmaktan dolayı bu işi yapıyorlar. Çünkü toplum, onları ‘kötü’ diye tanımladı ve şimdi onları kurtarmak için ‘iyi’ olmak zorundalar.
Yani… bu iş, bir yasal sorun değil, bir toplumsal kusur. Ve biz… biz onu görmezden geliyoruz.
Ve sonra ‘kimse sormaz’ diyorsunuz… ama biz sormuyoruz çünkü onları tanımlamak istemiyoruz. Çünkü tanıyınca, suçlu oluyoruz.
Kasım 23, 2025 AT 10:50 ÖÖ
Bu yazıda çok şey var ama en çok dikkat çeken şey, ‘gösteri’ kavramı. Kadınlar, bir kafein, bir alışveriş merkezi, bir parkta ‘normal’ görünmek zorunda. Çünkü normal olmak, güvenli olmak demek. Ama normal olmak, gerçek olmak değil. Bu, bir maske. Ve maske, bir gün kırılır.
Benim düşüncem, bu kadınlar, sadece bir gelir kaynağı değil, bir toplumsal sorunun sonucu. Ve bu sorun, sadece onların değil, bizim de. Çünkü biz, onları görmezden geliyoruz. Çünkü onları anlamak, kendi güvenliğimizi sorgulamak demek.
Belki de, bu kadınlar, bizim en büyük aynamız. Ve biz, aynaya bakmaktan korkuyoruz.
Kasım 25, 2025 AT 04:28 ÖÖ
Ben bu yazıyı okuduktan sonra, 3 saat boyunca bir şey yapamadım. Çünkü bu, bir hikaye değil, bir gerçeklik. Bir kadın, bir kafein koltuğunda, telefonla randevu alırken, bir kahve içiyor. Ama o kahve, bir kahve değil. Bir kurtuluş. Bir nefes. Bir saniye.
Ve sonra, bir otobüs duraklarında bekliyor. Çünkü o, bir randevuya gidecek. Ama o randevu, bir hizmet değil, bir yaşam. Bir yaşam, bir korku, bir maske, bir gülümseme.
Benim düşüncem, bu kadınlar, bir meslek grubu değil, bir toplumsal yaradılış. Ve bu yaradılış, bizim toplumumuzun bir parçası. Ve biz, onları görmezden geliyoruz.
Yani… bu kadınlar, sadece Maltepe’de değil, İstanbul’da, Türkiye’de, dünyada. Ve biz, onları sadece bir ‘hizmet’ olarak görüyoruz.
Belki de, bu yazı, bir başlangıç. Belki de, bir bitiş. Belki de, bir umut.
Kasım 26, 2025 AT 13:36 ÖS
Yani… bu kadınlar, 700 TL’ye bedenini satıyor ama kira 8500 TL mi? 😂😂😂 Ama neyse, ‘kimse sormaz’ diyeceğiz, çünkü toplumun gözünde bu ‘normal’ mi? Bir kadın, bir kafein kahvesi içip, ‘kendime zaman ayırdım’ diyeceğiz? Ama bir erkek, 700 TL’ye bir kadınla geçiyor ve ‘iyi günler’ diyor?!!
Yani… bu, bir yasal sorun değil, bir ahlaki çöküş. Ve biz… biz bunu ‘hayat tarzı’ diye anlatıyoruz. Ama benim aklıma gelen şey… bu kadınlar, bir ‘hizmet’ değil, bir ‘sıkıntı’.
Ve biz, bu sıkıntıyı, bir ‘gösteri’ olarak görüyoruz. Ama bu gösteri, bir gün, bir klozetin içine düşer. Ve o klozet, bir saniye, bir ağlama, bir ‘yeter’.
Yani… bu yazı, bir ‘dram’ değil, bir ‘yargı’.
Kasım 27, 2025 AT 03:51 ÖÖ
Bu metin, bir sosyolojik inceleme düzeyinde bir analiz sunuyor. Maltepe’deki escort hizmetlerinin ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları, oldukça dikkat çekici bir şekilde ortaya konmuş. Özellikle, kira artışı ile gelir arasındaki dengesizlik, Türkiye’nin genel ekonomik durumunun bir yansımasıdır. 2024’teki %42 kira artışının, özellikle genç kadınlar üzerindeki etkisi, kamu politikalarında göz ardı edilen bir konudur.
Yasal olmayan bir sektörde çalışmak, sadece hukuki riskleri değil, aynı zamanda toplumsal izolasyonu da beraberinde getirir. Bu durumda, kadınların ailelerinden ve toplumsal ağlardan kopma eğilimi, psikolojik travmaların bir sonucudur.
Çıkış yollarının eksikliği, sistemin kendisine bağlı bir sorundur. Eğitim, mesleki yeniden entegrasyon ve toplumsal destek sistemleri, bu kadınlara yönelik temel politikalar olmalıdır. Ancak şu anda, bu kadınlar, yalnızca ekonomik bir çözüm arayışında değil, aynı zamanda bir insan olarak tanınma arayışındadır.
Bu metin, yalnızca bir hikaye değil, bir çağrıdır: Toplumun, ‘görmezden gelme’ politikasını değiştirmesi gerekir.